do it - Turc Anglais Dictionnaire

do it

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "do it" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 11 résultat(s)

Anglais Turc
Computer
do it expr. yap
If not for me, do it for them.
Benim için değilse, onlar için yap.

More Sentences
Slang
do it v. götürmek
Where, though, does it get us?
Peki bu bizi nereye götürüyor?

More Sentences
do it v. aşk yaşamak
do it v. birisini yatağa atmak
do it v. cinsel ilişki yaşamak
do it v. cinsel ilişkiye girmek
do it v. mala vurmak
do it v. mercimeği fırına vermek
do it v. seks yapmak
do it v. sevişmek
do it v. (karşı cinsi) götürmek

Sens de "do it" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
do-it-yourselfer n. tamir işlerini kendi yapan kimse
do-it-yourself n. birinin kendi başına yapabileceği şey (şey)
do-it-all inventor n. elinden her iş gelen mucit
do-it-yourself n. birinin kendi başına monte edebileceği (şey)
do-it-all inventor n. herşeyi yapan mucit
how-to-do-it book n. el kitabı
do-it-yourself n. kendin yap
do-it-yourself project n. kendin yap projesi
make it do v. idare etmek
vow not to do it again v. tövbe etmek
consider it necessary (to do sth) v. gerekli görmek
make it possible (for somebody) to do something v. zemin sunmak
do-it-yourself adj. yardımsız yapılabilen
do-it-yourself adj. amatör işler için tasarlanmış
do-it-yourself adj. hobi amaçlı üretilmiş
do-it-yourself adj. amatörce yapılan
Phrases
do it today or regret it tomorrow n. bugün yap yoksa yarın pişman olursun
it's never too late to do well expr. iyi yapmak için hiçbir zaman çok geç değildir
do it like you mean it expr. hakkını vererek yap
what more do you want - jam on it? expr. buldun da bunama
it's the least I can do expr. lafı mı olur, rica ederim
it will never do! expr. olur iş değil!
it will never do! expr. olacak iş mi bu!
it will never do! expr. olacak iş değil!
it would never do! expr. olacak iş mi bu!
it would never do! expr. olur iş değil!
it would never do! expr. olacak iş değil!
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
what do you call it expr. adını unuttuğum o kadın/adam/şey
what do you call it expr. ne diyorsunuz ona, işte o
what do you call it expr. adını unuttum şimdi, hani …, işte o
what do you call it expr. adı neydi
it's no crime to (do something) expr. suç değil ya
it's no crime to (do something) expr. (bir şey yapmak) suç değil
it takes two (to do something) expr. (kavga etmek/anlaşmak) iki kişi gerektirir
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı yok
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. (bir şeyi yapmasında) bir sakınca yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) bir mahzur yok
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı olmaz
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) bir sakınca yok
it takes two (to do something) expr. (kavga etmek/anlaşmak) iki kişiliktir
it takes two (to do something) expr. (kavga etmek/anlaşmak) iki taraflıdır
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı yok
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. (bir şeyi yapmasında) bir mahzur yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmakta) beis yok
it takes two (to do something) expr. (iyi geçim/kavga etmek) iki baştan olur
it wouldn't do (someone) any harm (to do something) expr. (bir şeyi yapmasında) beis yok
it doesn't hurt to (have or do something) expr. (bir şeyi yapmanın) zararı olmaz
far be it from me to do something, but... expr. bir şey yapmak bana göre değil, fakat ...
far be it from me to do something, but... expr. bir şey yapmak bana uygun değil, fakat ...
far be it from me to do something, but... expr. bir şey yapmak benim işim değil, fakat ...
far be it from (one) to (do something) expr. (bir şey yapmak birine) uygun değil
far be it from (one) to (do something) expr. (bir şey yapmak birine) göre değil
far be it from (one) to (do something) expr. (bir şey yapmak birine) düşmez
far be it from me to do something, but... expr. bir şey yapmak benim üstüme vazife değil, fakat …
far be it from me to do something, but... expr. bir şey yapmak bana düşmez, fakat ...
far be it from (one) to (do something) expr. (bir şey yapmak birinin) üstüne vazife değil
far be it from (one) to (do something) expr. (bir şey yapmak birinin) işi değil
Proverb
if you want a thing done well do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want a thing done well do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want a thing done well/right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done well, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done well/right, do it yourself bir şey iyi/doğru yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well, do it yourself bir iş iyi yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done well, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well/right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done well, do it yourself bir iş iyi yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done well, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want it done right, do it yourself bir şey doğru/doğru düzgün yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want a thing done well/right, do it yourself bir şey iyi/doğru yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well/right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
if you want something done well/right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done right, do it yourself bir şey doğru/doğru düzgün yapılsın istiyorsan kendin yapacaksın
if you want it done right, do it yourself kendi ununu kendin öğüt
if you want something done right, do it yourself bir şeyi adamakıllı yapmak istiyorsan kendin yapacaksın
Colloquial
do it tough v. zorlukla ayakta durmak
do it with mirrors v. kimseye çaktırmadan yapmak
do it with mirrors v. kimseye görünmeden yapmak
do it with mirrors v. (sihirbazlık numarasını) aynalarla yapmak
do it tough v. zor durumda olmak
do it tough v. zorluk içinde yaşamak
do it tough v. zorlukla geçinmek
owe it to (someone or oneself) to (do something) v. (bir şey yapmayı birine veya kendine) borçlu olmak
have it in one to do v. yapma potansiyeli olmak
have it in one to do v. yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in one to do v. yapma becerisine sahip olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneği olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmak aklında olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmaya niyeti olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do v. yapmak birinin içinde olmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) becerisi içinde olmak
have it in one to do something v. birinin bir şey yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in you (to do something) v. (bir şey yapma) yeteneğini içinde barındırmak
have it in one to do v. yapma yeteneği olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in you to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisi birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in one to do v. yapma kapasitesi olmak
have it in mind to do something v. bir şey yapmayı düşünmek
have it in one to do something v. bir şey yapma becerisine sahip olmak
have it in one to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma potansiyeli olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma yeteneğini içinde barındırmak
have it in one to do something v. bir şey yapma yeteneği olmak
have it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapma becerisi içinde olmak
have it in one to do something v. bir şey yapma kapasitesi olmak
have (got) it in you to do something v. bir şey yapmak birinin içinde olmak
over do it v. işleri abartmak
over do it v. aşırıya kaçmak
over do it v. gereğinden fazla yapmak
somebody had to do it expr. birinin bunu yapması gerekiyordu
let someone else do it expr. bırak bir başkası yapsın
let someone else do it expr. bırak başka biri yapsın
come on you can do it expr. haydi bunu yapabilirsin
well do it then expr. yap o halde
well do it then expr. öyleyse yap da görelim
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
it’s one thing to do a, it’s (quite) another (thing) to do b expr. (o) farklı şey (bu) farklı şey
what do you call it expr. işte o, adını unuttuğum şu kadın/adam/şey
what do you call it expr. hani şu …
what do you call it expr. adını unuttum şimdi
it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr. (bir şeyi yapmak) hadi neyse de (diğerinin) mümkünatı yok
that should do it expr. bitmiş olmalı
what do you call it expr. her ne karın ağrısıysa
what do you call it expr. her ne zıkkımsa
it's no crime to (do something) expr. (bir şey yapmak) yasak değil
that should do it expr. sanırım bitti
what do you call it expr. işte o, ne diyorsunuz ona
it's one thing to (do something), it's another to (do something else) expr. (bir şeyi yapmak) kabul edilebilir ama (diğerini) kabul etmek mümkün değil
it’s a hundred to one that somebody/something will not do something expr. bire yüz veririm ki (biri bir şeyi yapmayacak)
that should do it expr. bu yeterli olmalı
what do you call it expr. adı neydi
that should do it expr. sanırım oldu
that should do it expr. olmuş olmalı